SAGLIKLI VE IRK KANGAL SAHİBİ OLMAK İSTİYORSANIZ İRTİBATA GECİNİZ AŞILARI YAPILMIŞ KİMLİKLERİ VARDIR TÜRKİYENİN HERTARAFINA GÖNDERİLİR YURT DIŞINA CIKMASI İÇİN KİMLİKLERİ YAPILIR kangal çiftligi 0546 885 89 19 Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket
   
  SİVAS KANGAL ÜRETİM ÇİFTLİĞİ satılık kangal yavruları 0546 885 89 19
  KANGALIN BESLENMESİ
 
Yetiştirme şartları içinde, en fazla öneme haiz konu beslemedir. Besleme; köpeğin gelişimi ve sağlığı üzerindeki olumlu ve olumsuz etkisini, çok kısa sürede gösterir. Unutulmamalıdır ki, köpekler bir "Çöp öğütme makinesi" veya "İnsan artıklarını değerlendiren canlı bir organizma" değildir. Genel Kaideler Bütün canlıların hücre, doku ve organları ile, organizmalarının temel faaliyetlerini sürdürebilmeleri için, enerjiye ihtiyaçları vardır. Sinirler, kaslar, salgı bezleri ve konnektif dokular gibi doku ve organlar, sadece yeterli düzeyde enerji varsa faaliyet gösterebilirler. Enerji kaynakları; karbonhidratlar, yağlar ve proteinlerdir. Kangal bünyesinde bulunan vücudun esas maddeleri sürekli değişir. Bir çok elementler ve organik bileşikler idrar ve gübre ile atıldığı gibi, kıl ve derinin dökülmesi şeklinde de kaybedilmektedir. Ca (Kalsiyum), P (Fosfor) ve Na (Sodyum) gibi elementlerin Kangal vücudunda sentezlenemediği bilinmektedir. Bu maddeleri, dolayısıyla bu maddeleri içeren besin maddelerinin dışarıdan Kangal'lara verilmesinin elzem olduğu aşikârdır. Su ihtiyacı Bütün canlılarda olduğu gibi, Kangal için de su esansiyel bir besin maddesidir. Bir Kangal'ın su ihtiyacı, aldığı besin maddesinin kuru madde miktarının 2,5-3 katıdır. Bir Kangal'ın alacağı besin kuru maddesi miktarı ise, vücut ağırlığının %2'si kadardır. Yani 50 kg.lık bir Kangal 1 kg besin kuru maddesi almalı ve bunun karşılığında da 2,5-3 litre su içmelidir. Başka bir deyişle, bir Kangal'ın beher kg vücut ağırlığı için 50 gr su tüketmelidir. Yani 50 kg.lık bir Kangal 2,5 litre, 80 kg.lık bir Kangal 4 litre veya kg su tüketmelidir. Bu değerler minimum değerlerdir. Yani bu miktarların üstüne çıkılabilir ama altına inilmez. Enerji İhtiyacı Kangal beslemede, hayvanların besin maddesi ihtiyaçlarını hesaplarken, kesin rakam vermek bazı nedenlerden dolayı zordur; 1-Bireyler arasındaki ağırlık farklılığı, 2-Yaşama şartlarındaki farklı ortamlar, 3-Yetiştirilme amacına göre beklenen performansların farklılığı. Erkek ve dişi olarak beslenen 1 çift Kangal'dan, erkek 75 kg, dişi 55 kg ise, bunların besin maddesi ihtiyaçları ağırlık farkından dolayı değişiklik gösterecektir. Ev veya işyeri bahçesinde koruma yapan bir Kangal'ın besin maddesi ihtiyaçları ile, sabahtan akşama koyun peşinde koruma görevi yapan bir Kangal'ın besin maddesi ihtiyaçları elbette farklılık gösterecektir. Enerji ve besin maddesi ihtiyaçlarını belirlerken, diğer bir çok çiftlik hayvanında olduğu gibi, "Yaşama payı" ile "Performans Payı" ayrı ayrı hesaplanmalıdır. Performans Payı hesaplanırken, köpeğin cinsiyeti, kazandığı vücut ağırlığı, üreme gücü ve yaptığı iş göz önüne alınmalıdır. Gelişme çağındaki köpekte, vücudun gelişme ve büyümesi için; gelişmesini bitirmiş yetişkin köpekte, vücudun onarımı için; yetiştirme amacına göre değişen miktarda, iş veya güç isteyen işlerde; üremenin sağlanması için, erkekte sperma yapımında ve dölleme amacıyla, dişide ovulasyon, gebelik ve laktasyon döneminde, süt yapımında vücudun enerji ve besin maddeleri ihtiyacını karşılamak için, Performans Payı'na ihtiyaç vardır. Dinlenme durumundaki bir Kangal'ın enerji devri veya çevrilebilir enerji miktarı minimum seviyeye düşer. Buna "Bazal Devir" veya "Bazal Metabolik Enerji Oranı" denir. Kangal'ın hareket, sindirim, vücut ısısının kontrolü ve performans yeteneğini kapsayan normal şartlardaki enerji ihtiyacına ise "Fizyolojik Faydalanılabilir veya Çevrilebilir Enerji" denir. Normal şartlar altında bir Kangal için; Fizyolojik Faydalanılabilir veya Çevrilebilir Enerji, Bazal Metabolik Enerji Çevriliminin 2 katıdır. Bazal Çevrilebilir Enerji; Kangal'ın cinsiyeti, yaşı ve vücut ağırlığına göre değişiklik gösterir. Mesela dişiler, erkeklerden daha düşük Bazal Enerji Çevrilimine sahiptir. Bazal Metabolik Enerji Çevrilimi, artan yaşla birlikte azalır. Protein İhtiyacı Kangal Köpeği protein içeriği olarak 23 adet amino aside ihtiyacı vardır. Bunlardan 13 adedi vücutta sentezlenebildiği halde, 10 tanesi sentezlenemez ve muhakkak dışarıdan karşılanmalıdır. Bu 10 amino aside "Esansiyel Amino Asitler" denir ve bunlar Phenilalanin, Histidin, İsolosin, Losin, Metiyonin, Valin, Arginin, Triptofan ve Treonin'dir. Yeryüzünde bütün bu esansiyel amino asitlerin bulunduğu tek gıda süttür. Bu yüzden yeni doğmuş bir bebek veya hayvan yavrusu, başka bir gıdaya ihtiyaç duymadan ve sağlığı bozulmadan aylarca hayatta kalır ve üstelik gelişir. Tablo 3. Yetişkin Kangal'ın yaşama payı protein ihtiyacı. Ağırlık (kg) tein (gr/gün) 2,5 10 5 17,5 10 30 20 50 30 65 40 80 50 95 60 110 70 125 80 135 90 140 100 142,5 (Çalışkaner, 1992) Mineral Maddeler İhtiyacı Kangal Köpeği'nin bir çok mineral maddeye ihtiyacı vardır. Bu mineral maddeler; kalsiyum, fosfor ve mağnezyum gibi kemik ve dişlerin teşekkülü, vücut sıvısında iyonik denge, osmotik basınç, biyokimyasal bazı bileşiklerin terkipleri gibi bir çok yerde kullanılır. Tablo 4. Yetişkin Kangal'ın mineral madde ihtiyaç miktarları. Elementler Min.mad.iht.(mg) / Canlı ağr.(kg) Kalsiyum 130 Fosfor 110 Potasyum 130 Sodyum 88 Magnezyum 9 Demir 1,3 Bakır 0,17 Kobalt 0,055 Manganez 0,11 Çinko 1,1 İyot 0,034 Selenyum 0,002 (Çalışkaner, 1992) Vitamin İhtiyacı Kangal Köpeği için vitaminler, diğer bütün canlılar için olduğu gibi, hayat için gerekli olan, vücut tarafından yeterli miktarda sentezlenemeyen ve bu nedenle yemle sağlanması gereken organik bileşiklerdir. Vitaminler çözünebilirliklerine göre, yağda çözünen ve suda çözünen vitaminler olarak 2 ana gruba ayrılırlar. Vitaminler vücutta bir dereceye kadar karaciğerde depolanabilirler. Tablo 5. Yetişkin Kangal'ın vitamin ihtiyaç miktarları. Vitaminler Günlük ihtiyaç / Kg canlı ağırlık A 110 IU D 11 IU E 1,1 mg K 33 mcg B1 22 mcg B2 48 mcg B6 22 mcg B12 0,5 mcg Biotin 2,2 mcg Folik Asit 4 mcg Niasin 250 mcg Pantotenik Asit 220 mcg Kolin 26 mcg İnositol - (Çalışkaner, 1992) Esansiyel Yağ Asitleri İhtiyacı Kangal Köpeği metabolizmasında önemli rol oynayan 2 yağ asidi vardır. Bunlardan birisi 18 karbon atomlu, 2 çift bağı olan Linoleik Asit, diğeri 20 karbon atomlu, 4 çift bağı olan Araşidonik Asit'tir. Kangal'lar Araşidonik Asid'i, Linoleik Asit'ten sentezleyebilirler. Böylece sadece Linoleik Asid'e ihtiyaç duyulur. Araşidonik Asid ve Linoleik Asit'in vücuttaki ihtiyaç oranı, Kangal'ın vücut ağırlığının % 1,6'sı kadardır. Yani 50 kg ağırlığındaki bir Kangal için 800 gr Araşidonik Asid ve Linoleik Asit'e ihtiyaç vardır. Bu iki asidin eksikliğinde, gelişmenin durduğu, Kangal'ın büyümediği, bilakis gerilediği ve zayıflayıp çöktüğü, deri ve postunda patolojik değişikliklerin meydana geldiği tespit edilmiştir. Emzirme Dönemi Beslemesi (0-2 ay) Yavrular doğdukları zaman, annelerinin memesini bulup emerler. Bu içgüdüsel bir olaydır. Yavrular annelerini muhakkak emmelidirler. Kangallar’da emzirme yaklaşık olarak 1,5-2 aydır. Bu süre 3 aya kadar çıkartılabilir. Ama yavrular daha fazla emzirilmemelidir. Çünkü Kangallar 6 ayda bir olmak üzere, yılda 2 kez kızgınlık gösterir ve doğum yaparlar. Gebelik 2 ay sürer. Takip eden 2 ayda da anne yavrularını emzirir. Geriye kalan 2 aylık süre, annenin üreme organları ile, tüm vücudunun kendini toplaması için gerekli süredir. Bu 2 aylık sürede vücut kendini toplar ve takip eden gebeliğe kendini hazırlar. Bu yüzden emzirme süresinin fazla uzatılamması gerekir. Dişi, normalde kendi yavrularını ilk aylar besleyecek süte sahiptir. Ancak bu, dişinin yeterli ve dengeli beslenmesi şartıyladır. Bazen dişi 10 civarında yavru yapabilir. Böyle durumlarda anne-nin sütü yetersizse, yavrulara süt ve yemek takviyesi yapılmalıdır. 15 günlük olana kadar, biberonla süt takviyesi, 15 günlük ile 1 aylık arası sütlü papara takviyesi, 1 aylıktan sonra yemek takviyesi yapılır. Sütlü papara içine ekmek, pirinç unu, nişasta, pilav ve makarna türü unlu gıdalar katılabilir. 2 aylıktan itibaren, yavrular yavaş yavaş sütten kesileceği için, dengeli bir beslenme rejimi uygulanmalıdır. Bu devrede en pratik yol, "Sofrada ne yeniyorsa, Kangal'ların hakkını ayırmak"tır. Hakiki Kangal Köpeği yetiştiricileri böyle yapar. Ağız sütü (Kolostrum)nün önemi: Yavrular doğar doğmaz, hemen içgüdüsel olarak annelerinin memesine yapışırlar ve ağız sütünü (Kolostrum) içmeye başlarlar. Yavruların kolostrumu içmesi, 2 yönüyle çok önemlidir: 1-Yavrular, anne karnındayken, göbek kordonu vasıtasıyla ve kanla beslenirler. 2 ay boyunca dışkılarını yapamazlar. Doğar doğmaz, bağırsaklarda biriken, macun gibi koyu renkli, yapışkan dışkıyı acilen atması gerekir. Emdiği ağız sütü (kolostrum), bütün diğer hayvanlarda olduğu gibi, ishal etkisi gösterir. Bu vesile ile ishal, ilk dışkının atılmasına vesile olduğu için, faydalıdır. Yavruların bağırsaklarını temizler. Eğer doğumdan hemen sonra bu dışkı süratle atılmazsa, zehir etkisi yapıp yavrunun ölümüne sebep olabilir. 2-Yavrular doğduğu zaman, bağışıklık sistemi gelişmemiştir. Hastalıklara karşı son derece savunmasızdır. Yavruların hayatının ilk dönemlerinde yakalanması muhtemel bir çok hastalığa karşı direnç sağlayan, koruyucu bağışıklık maddeleri, ağız sütü içinde bulunur. İnsanların küçükken vurulduğu aşıların vazifesini, kolostrum yapar. Kangal Köpeği'nin dişisi, ilkine doğumda genellikle 3-5 yavru, müteakip doğumlarda 6-10 yavru yapar. Köy yerinde genellikle bir batında az sayıda doğuran dişiler makbul tutulur. Ayrıca dişinin ilk doğumunda dünyaya gelen yavrular, pek makbul sayılmaz. Fakat bunun ilmi açıklaması, gerekçesi yoktur. Bu nihayetinde bir makine değildir ki, ayarları yapılana kadar ilk birkaç imalat hatalı çıksın? Bilakis, ilk doğumda az yavru doğduğu için, enik başına düşen süt ile annenin eniklere gösterdiği ilgi ve bakım daha fazladır. İnsanlar için bile, her zaman ilk doğan çocuk daha kıymetli olmaz mı? Annesinden Ayrı Yavruların Beslenmesi Eğer eldeki yavrular 2 aylıktan küçük, hele hele gözleri daha açılmamış ise, bu tip yavruların beslenmesi çok hassas, en zahmetli ve azami sabır isteyen bir iştir. Aslında bir köpek yavrusu 2 aylıktan küçük ise, dişinin altından alınmamalıdır. Bu iki yönü ile önemlidir. 1-Yavrular çok küçük olarak anasından ve kardeşlerinden ayrıldığı için, annesinin vereceği ilk 2 aylık terbiye ve bilgilerden yoksun kalır. Ayrıca yavrular, aile ortamı ve boğuşma gibi bir çok yeni tecrübeyi, ilk 2 aylık "Emzirme Dönemi"nde yaşar. Yavrular bunlardan da mahrum kalır. 2-Anne sütünün yerini hiçbir şey tutamaz. Çünkü; yavruların hastalıklara karşı dirençli olmasını sağlayan ve bağışıklık sistemini (İmmün sistem) oluşturacak bağışıklık maddeleri, sadece anne sütünde bulunur. İnsanlarda bile, anne sütünü çok emen çocukların daha gürbüz ve sağlıklı oldukları, az emenlerin ise, daha cılız ve dayanıksız oldukları bir gerçektir. İnsanoğlu hastalıklara karşı korunmak için aşıyı icat etmiştir. Ama tabii ortamda kendi başına yaşayan hayvanlar bundan mahrumdur. Hayvanları hayatlarının ilk aylarında hastalıklara karşı koruyucu bağışıklık maddeleri, süt içinde bulunur. Bu bağışıklık maddeleri, bilhassa doğumdan sonraki 2-3 gün içinde anne tarafından salgılanan "Ağız sütü" (Kolostrum) içinde yoğun olarak bulunur. Bir misal vermek gerekirse, Gençlik Hastalığı köpeklerde yaygındır ve kuduz hariç tutulursa, en yüksek ölüm oranını bu hastalık meydana getirir. Eğer yavrular 3 aylıkken aşılanırsa, hastalığa karşı koruma sağlanmış olur. Eğer yavrular, anne sütünü emiyorsa, anne sütünde bulunan maternal antikorlar (anneden gelen hastalık önleyici maddeler) yavruları 8-9 hafta, hatta bazı durumlarda 12-14 hafta Gençlik Hastalığı'na karşı korurlar. Süt ile İgili Dikkat Edilecek Hususlar Sütün cinsi: Beslenecek yavru, hala süt emen bir yavru ise, yavruların beslenmesinde tercihen inek veya varsa keçi sütü kullanılır. Sütün temizliği: Yavrulara verilecek süt, kesinlikle süzülmüş, kaynamış, mikroplardan ari olmalıdır. Eğer mümkünse pastörize edilmiş, hazır süt kullanılmalıdır. Sütün sulandırılması: Süte, önce üçte iki, bir kaç gün sonra yarı yarıya su katılmalıdır. Çünkü köpek sütü, evcil hayvan sütlerine nazaran daha yağsızdır. Diğer sütlerde bulunan yağ, yavruda hazımsızlık ve ishal gibi sıkıntılara yol açar. Süt ishal yaparsa: Bu durumda biberonun içine 3-5 adet bebe bisküvisi ilave edilir. Enik takip edilir. Eğer ishal kesilmezse, her öğün bisküvi sayısı 2'şer adet artırılır. Genellikle, 1 biberon süt için bisküvi sayısı 10'a ulaşmadan ishal kesilir. Sütün sıcaklığı: Sütün sıcaklığı, insan vücudu sıcaklığı (37 derece) civarına getirilir. Pratik olarak, parmak bükülerek, ortadaki boğum yeri süte batırılır. Sütün sıcaklığı, vücut tarafından ne sıcak, ne de soğuk olarak hissedilmelidir. Parmağın ucu süte batırılmamalıdır. Çünkü, tırnak arasında bulunması muhtemel kir ve mikroplar süte, dolayısıyla yavruya bulaşmış olur. Sütün veriliş şekli: Süt, en pratik olarak, bebek biberonları içinde, emzikle verilir. Yavru ile iİgili Dikkat Edilecek Hususlar Yavruyu tutuş pozisyonu: Biberon bir elde tutulur. Diğer el ile yavrunun altından tutulur. Bu esnada baş parmak ön bacağın önünde, diğer 4 parmak karın altında olursa, en uygun tutuş pozisyonu yakalanmış olur. Böylece, yavrunun sizden taraftaki ön bacağı baş ve işaret parmakları arasına alınmış olur. Böylece yavru zedelenmeden zapt edilir. Yavruyu emziğe alıştırma: Eğer yavru çok küçük, hele hele daha gözü açılmamış ise, emzik ağzına büyük gelebilir. Yavru; annenin yumuşak meme başına nazaran, sert olan ve plastik maddeden yapılmış emziği emmekte zorlanabilir. Serçe parmağı yavrunun ağzına götürüldüğü zaman, parmağı hemen emmeye başladığı görülebilir. Bu durumda, emilen parmak çıkarılır, he-men üstüne biraz süt akıtılır ve tekrar yavrunun ağzına verilir. Bu sefer enik sütün tadını almış olur. Yavru parmağı emerken, emziğin ucu parmağın hemen yanından yavrunun ağzına sokulur ve çaktırmadan parmak yavaşça çekilir. Bu 1-2 sefer tekrarlanırsa, yavru biberondan emmeye alışır. Yavrunun tırnaklarından korunma: Yavruyu emzirme anında, emzireni en çok sıkıntıya sokacak şeylerden birisi, yavrunun çok sivri tırnaklarıdır. Yavru anneyi emerken; içgüdüsel olarak, 2 ayağını meme başının 2 tarafına dayar. Arada sırada ayaklarını bastırarak, memeye masaj yapar ve sütün devamlı gelmesini sağlar. Biberonla emzirme anında da, içgüdüsel olarak aynı hareketi yapar. Fakat yavrunun tırnakları, emzirenin parmaklarını, elini ve bilhassa bileğini kedi gibi tırmalar ve yaralar. Bunu önlemek için, biberon tutulan ele eldiven giyilir veya üstüne bez örtülür. Emzirme sayısı: Yavrunun yaşı küçüldükçe, emzirilen öğün sayısı artar. Hele hele, daha gözü açılmamış yavrular 2-3 saatte bir beslenmek ister. "Acaba yavrular acıkmış mıdır, acıkmamış mıdır?" diye endişelenmeye hiç mahal yoktur. Zaten yavru viyaklayarak sahibini harekete geçirecektir. Bilhassa geceleyin bu çok önemlidir. Yavrular mümkün mertebe yakında, mümkünse yatılan yerde olmalıdır ki, bu tür sızlanmalar kolaylıkla duyulabilsin. Emzirme anında kısa molaların verilmesi: Tabii ortamda, dişinin yanında iken rekabet söz konusudur. En önce meme başı kapan ve uzun süre bırakmadan emen, daha çabuk büyür. Elbette ki bu tür yavruların hayatta kalma şansı artar. Bu yüzden yavrular çok telaşlı bir şekilde emerler. Arada sırada emzik, yavrunun ağzından çıkarılarak, soluklanması sağlanır. Aksi takdirde, sık sık yavrunun genzine süt kaçar ve öksürür. Emzirmenin tamamlanması: Yavru doyunca, emmez. Ya emziği ağzında tutarak oyalanır, ya da emziği ağzından iterek is-teksizliğini belli eder. Bu durumda yavru, daha fazla emmesi için zorlanmamalıdır. Gazın çıkarılması: Telaşlı emme anında, aynen bebeklerde olduğu gibi, yavru bir miktar hava yutar. Emzirme bittikten sonra yavru yere bırakılır. Baş ve işaret parmakları "V" şekline getirilerek, yavrunun sırtına konur ve birkaç kere, hafifçe bastırarak, enseden kuyruğa doğru sıvazlanır. Birkaç sıvazlamadan sonra, yavru sesli bir şekilde gazını çıkarır. Emzirme sonu temizliği: Yine telaşlı emmeden dolayı, bir miktar süt yavrunun çenesinin altından başlamak üzere, karın bölgesine doğru akabilir. Emzirme anında, yavruyu tutan elin içine bir bez parçası konursa, yavrunun ağzından akan süt beze emdirilmiş olur. Bez konmamış olabilir veya bez konmasına rağmen, yavrunun alt tarafları sütten dolayı ıslanmış olabilir. Bu ıslaklık muhakkak temiz bir bezle mümkün mertebe silinmelidir. Yoksa, yavrunun üşümesi, hastalanması, hatta ölümüne yol açılabilir. Tablo 6. Yavruların ilk 3 aylık gelişimi Yaşı Fonksiyon Doğum Yaklaşık 400-600 gr olarak, gözü kapalı doğar. 8-9 günlük Yavrunun ağırlığı, doğuma göre 2 misli olur. 9-10 günlük Gözleri aralanır 12-14 günlük Gözleri açılır 12-14 günlük Yürümeye başlar. 12-14 günlük Kulakları açılmış olur. Kap ile verilen süt yada sütlü paparayı yemeye başlar, biberonla beslemeden vazgeçilir. Dişi yavrular, arka taraflarını çömelerek işemeye başlar. 3 haftalık 2 adet üst köpek (canine) ve 6 adet üst kesici (incissive) dişler çıkar.Koşmaya, birbirleri ile boğuşmaya ve hırlamaya başlar. 2-3 haftalık Çevreyle ilgilenmeye başlar, gözleri ile takip eder. Boy atmaya başlar ve tombul görünüşleri gider. 3-4 haftalık 2 adet alt köpek (canine)ve 6 adet alt kesici (incissive) süt dişi çıkar. 4 haftalık Havlamaya başlar 5 haftalık 8 tane süt azı dişi (molar) çıkar. 6 haftalık Köpek ve azı dişlerin arasından altlı üstlü 4 tane ön azı dişi (premolar) daha çıkar ve süt dişler 28'e tamamlanır. 7 haftalık Ağırlıkları yaklaşık 5 kg olarak, doğum ağırlığının 10 misline, boyları yaklaşık 30 cm olarak, doğum ağırlığının 2,5 misline erişmiştir. Tavuk bacak kemiğini dişleri ile parçalayıp, yiyebilirler. 8 haftalık Yavaş yavaş anne sütü bırakılır, evde ne yeniyorsa verilir. 3 aylık Sütten tamamen kesilmişlerdir. Doğuma göre, boyları yaklaşık 3 misli, ağırlıkları yaklaşık 20 misli artmıştır. Süt Dışındaki Gıdalara Alıştırma Yavruların gözleri açıldıktan sonra, 15-20 günlük olunca, artık biberondan yavaş yavaş vazgeçilmelidir. Bu devrede, sütün içine bir miktar bisküvi veya ekmek içi katılmalıdır. Yemek tabağı, yavrunun önüne konur ve tabaktan yemesi için teşvik edilir. Ya elle bir parça sütlü ekmek ağzına verilir ve geri çekilir. Ya da tabak kaldırılarak veya yavrunun kafası hafifçe bastırılarak, sütlü paparanın tadını alması sağlanır. Eğer yavrunun karnı aç ise, bir kere ağzı yemeğe değdikten sonra, devamı gelecektir. Bu şekilde hazırlanan papara ile yavru kaptan yemeye alıştırılır. Eğer eldeki yavru bir adetten fazlaysa, muhakkak ayrı tabaklar kullanılmalıdır. Çünkü ya bazı yavrular, diğerine göre biraz mızmızdır ve az yer, ya
 
  bugün 1 ziyaretçi (16 klik) kişi burdaydı! SİVAS KANGALININ TEK ADRESİ ÖZEL KANGAL ÜRETİM ÇİFTLİGİ  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=